21 Temmuz 2014 Pazartesi
Sausagefest nedir?
Nedir adında bir seri başlatma kararı aldım. İnternette, sosyal medyada sıkça kullanılan İngilizce kavramları, meme'leri (miim diye okuyun, cıvımayın) açıklayacak ve örneklerle süsleyeceğim. Bir süredir planladığım bir yazı ile başlayacağım.
Sausagefest nedir? Asıl anlamı sosis festivalidir. Tıpkı mangal, barbekü etkinliği gibi insanlar toplanır sosisler pişirilir, ikram edilir ve afiyetle yenir. Ancak aynı zamanda Amerikan argosunda sosis, penis anlamına gelmektedir.
Sausagefest, resimde görüldüğü üzere, erkeklerin kadınlara oranla ezici bir sayıda bulunduğu toplulukları tanımlamak için kullanılır. Geek erkek ağırlıklı oyuncu kitlesi, üniversite mühendislik fakülteleri, erkeklerle dolu bir parti gibi örnekler verilebilir. Ne kadar iyi ve eğlenceli olursa olsun yeterli kız bulunmaması yüzünden bu tarz ortamlar hep alay konusu olur. Gitmeyen kızlar değil de onları çekemeyen erkekler laf yer, ortada laf atılacak bir durum olmamasına rağmen.
Bu sorunun başlıca sebebi erkeğin çok olduğu ortamlara kadınların gitmek istememeleri ve çekinmeleridir. Biscolata reklamı olmadığı sürece "ne çok erkek var oh yaşadık" diye düşünmez her kadın. Ortamdaki tek kadın tüm ilgiyi üzerine çekeceğini bilir. Haklı olarak aşırı ilgiden dolayı rahatsızlık duyacağını öngörür ve sonuç olarak da bu tür bir ortama katılmaz. Tam tersi bir durumda, örnek olarak harem türü animelerde, kızın çok erkeğin az olduğu durumlarda ise sorun yoktur. Hatta erkek için cennet gibi bir ortamdır. Biraz ikiyüzlüce ama öyle.
Bazı durumlarda bu dengeyi tutturmak oldukça zordur.
Etiketler:
çoğunluk,
erkek,
kadın,
kalabalık,
nedir,
ortam,
parti,
sausagefest,
sayı,
sosis festivali
16 Temmuz 2014 Çarşamba
Trafik Işıkları
Bizim milletin umurunda olmadığı pek çok genel kural ve kavram var. Trafik ışıkları da bunlardan biri. Trafik ışıklarına karşı komik bir yaklaşımımız var.
Sürücülere göre:
Kırmızı: Durmak istemiyorsun ama mecburen dur.
Sarı: Korna çalmaya başla. (Bazı trafik ışıklarında sarı ışık yok ya da yanmıyor.)
Yeşil: Bas gaza hacı.
Dünyanın en kötü şoförleri hangi ülkenin bilmiyorum ama bizim ülke ilk ona girer. Bazı şoförleri arabalarından indirip dövmek istiyorum. Yayalara yeşil ışık yanarken bile geçmeye çalışan var. Saçma ve ayıp.
Yayalara göre:
Yeşil: Karşıdan karşıya geç
Kırmızı: Sen yine de karşıdan karşıya geç. Ama daha hızlı geç. Hatta en iyisi koş!
Bazı yayalar için kırmızı ışığın anlamı yok çünkü yeşil ışığa verdiği aynı tepkiyi buna da veriyor. Defalarca kez buna tanık oldum. Lanet olsun nereye yetişiyorsun da bir dakika sabredip yeşil ışık yanmasını bekleyemiyorsun? Medeni yerlerde insanlar beklerken sen nasıl bu hakkı kendinde görebiliyorsun? Beklemek istemiyorsun. Tek düşündüğün karşıdan karşıya hemen geçmek, arabaların içindeki insanlar umurunda bile değil.
Işık tek başına yetmiyor yazı da yazmak lazım. Kırmızı ışıkta geçmeyin diye. Yazı yazmakta yetmez kanunları uygulamak ve cezası neyse vermek lazım!
Not: Bu arada İngilizce'de kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeye jaywalking deniyormuş. Bazı ülkelerde bunun cezası olduğunu da bilmiş olun.
Etiketler:
araba,
eleştiri,
karşıdan karşıya geçmek,
kırmızı,
sarı,
şoför,
trafik ışıkları,
yaya,
yeşil
2 Temmuz 2014 Çarşamba
Şikayet Etmek
Şikayet, kişinin beklentilerinin karşılanmaması durumunda yaşadığı tatminsizlik ve buna bağlı olarak dışa vurduğu tepkidir. Beklentiye ve buna bağlı hayal kırıklığına göre şiddeti değişebilir. Çok emek harcanan, çok istenen şey gerçekleşmediği zaman kişi kendini kaybedebilir.
Duruma doğrudan çözüm getirmese de kişi şikayet etme gereği duyar. En azından içimdeki öfkeyi kusayım da rahatlayayım biraz diye düşünmektedir. Ancak çevresindeki insanlar buna tepki gösterir. Garip bir şekilde şikayet etme olayı karşılaştırmaya, sidik yarışına çevirirler. Biri "Ben neler yaşıyorum da laf etmiyorum, sen ne hakla şikayet ediyorsun?" diye cümleler kurarak şikayet eden kişiyi haksız duruma düşürüp şımarık damgası vurmaya çalışır. Empatiden yoksun, bencil insanlar ondan rahatsız olmuşlardır. Halbuki kişi sadece düşüncelerini paylaşmak, rahatlamak ve biraz olsun anlaşılmak istemiştir. Kişi özellikle aynı şeyden sürekli şikayet ediyorsa ortada bir sorun vardır. Şikayet her zaman şikayet olarak kalmaz, yeterli seviyeye geldiği zaman sonuca götürebilir.
Şikayet etmek çoğu zaman çocukça bir davranış olarak görülmektedir. Çünkü yetişkin insanlar şikayet etmekten bıkmış, bunun işe yaramayacağını öğrenmiş ya da en kötü ihtimalle alışmış ve pes etmişlerdir.
Etiketler:
beklenti,
etmek,
hayal kırıklığı,
insan,
sorun,
şikayet,
tatminsizlik,
tepki
24 Haziran 2014 Salı
10 Adımda Nasıl Yalnız Kalırsınız?
1 - Her zaman dürüst olun. Asla yalan söylemeyin.
2 - Kimseye borç para vermeyin.
3 - İnsanlara duymak istediklerini değil, söylemek istediklerinizi söyleyin.
4 - Bulunduğunuz topluluğa aykırı yaşayın. Asi olun.
5 - Meşgul olmalarına rağmen insanlarla vakit geçirmekte her zaman ısrarcı olun.
6 - Herkese değer verin ve hak ettiğiniz değeri görmediğinizde insanları sorgulayın.
7 - Duygularınızı gizlemeyin. Doğal olun.
8 - İnsanlara kötü günlerinizi ve sorunlarınızı anlatın.
9 - Uyum sağlamayın. Bırakın onlar size ayak uydursun.
10 - Kendiniz olun, başkası değil.
Tebrikler! Artık sizde yalnız bir bireysiniz. Yalnızlığınızın tadını çıkarabilirsiniz.
8 Haziran 2014 Pazar
Çay ve Bira
Gastronomi, içecek kültürü olayına girmeden sana insanların ne yaptığını anlatacağım. Dinle beni. Çoğu insan kafeye gidince çay, bara gidince de bira içiyor sadece. Bu kadar. Başka bir şeyler içtiklerini görmen biraz zor.
Kafeye gidince bir çay alıp oturuyorlar. Ya oturdukları süre boyunca tek çay içiyor ya da kalkana kadar araya bir çay daha sıkıştırıyorlar. Üstelik Çin çayı, meyve çayı da değil bildiğimiz demleme çay içiyorlar. Sadece kendileri içse yine iyi, bir araya gelip bir kafeye gittiğinde ortama uyum sağlamak adına sen de o sıcak çayı içmek zorunda kalıyorsun. Yazın bile oturup çay söylüyorlar üstüne bir de harareti alıyor uydurmasına ciddi ciddi inanıyorlar. Sıcak bir şey yaz günü nasıl hararet alır lan?
Hadi kafeyi geç. Gençsin için kaynıyor diyelim. Arkadaşlarla bara gidiyorsun ya da barda bir gruba katılıyorsun. Hepsi bira içiyor. Bu sorun değil çok normal. Ama biraz daha yanlarında kalırsan bir şey dikkatini çekecek. Bu insanlar sadece ve biraz yerli bira içiyorlar. Alakasız bir kokteyl ya da bir bardak viski söyle ortamda havan falan olmaz. Anında uyumsuz, garip adam olursun. Başka marka bira söylersen de kız birası mı içiyon, Efes varken bunu mu içiyorsun diye laf edeceklerdir. Sadece bu da değil, fazla içmemelisin. Onlar gibi bir tane içip kalkacak ya da kalkana kadar tek birayla idare edeceksin. Onlara göre amaç sarhoş olmak değil çünkü. Yanlış yerdesin dostum.
Şimdi bana laf edeceksin, ulan milletin parası mı var herkes sen mi diye. Durum böyle değil. Ben ne insanlar gördüm ellerinde son model telefon olanlardan sigara almak için elinden geleni yapana kadar. Bunun adı parasızlık değil. Cimriler ve yenilik sevmiyorlar. Başka insanların zevklerine de saygı duymuyorlar.
Manga Sorunları
Kelime anlamı kaygısız resim olan manga genel olarak Japon çizgi romanı anlamına gelmektedir. Animeden çok önce vardı ve bazı kişiler tarafından animelerden daha önemli görülür. Tabi bu tür kendi içinde başka sorunlar getirir.
İşin içine telif ücreti, vergiler, çeviri ve basım masrafları vesaire girince mangaların da fiyatı bir hayli artıyor. Japon okurlar oldukça ucuza manga okuyabilirken diğer ülkelerde yaşayanlar daha fazla para vermek zorunda.
Japonya ve diğer gelişmiş ülkelerde mangalara ulaşmak daha kolay iken Türkiye gibi ülkelerde sadece en popüler serileri ve ilk kitaplarını bulabiliyorsunuz. Sipariş vermek, getirtmek sıkıntılı. Bu seriler hemen getirilmiyor ve 3. maddede olduğu gibi size biraz pahalıya patlıyor.
9 - Bekletilmek ve Beklemek
1- Öncelik Japon Okurlar
Anime sorunlarıyla kesişen sorunlardan biri mangaların hepsinin ilk Japonya'da çıkması ve Japon okurlar baz alınarak hazırlanmasıdır. Genelde mangalar haftalık, aylık manga dergilerinde yayınlanır sonrasında kitap haline getirilip satışa sunulur.
2 - İlle de Shounen Olsun!
Kelime anlamı genç erkek/çocuk olan shounen ana karakterin erkek olduğu ve gençlere hitap eden aksiyonlu, şamatalı, fanservice'in bol olduğu bir türdür. En çok satan manga dergisi Weekly Shounen Jump'tır ve en popüler manga serileri de shounen serilerdir. Buna Naruto, Bleach ve One Piece'i örnek verebiliriz. Hitap ettiği kitle oldukça geniş olduğu için de manga sanatçıları güvenli bölge olarak bu türü seçip bu kafada bir manga hazırlarlar. Bunun kötü yanı bir süre sonra benzer mangaların gezinmesi ve türe hitap etmeyenleri tatmin etmemesi.
3 - Onlara Ucuz Bize Pahalı
4 - Şartların Eşitsizliği
5 - Do you speak English?
Japonca bilmediğinizi varsayarak bunu soruyorum. Manga çevirileri anime çevirileri kadar yaygın değil bu yüzden yapabileceğiniz en iyi şey (orijinal ya da hayran) İngilizce'ye çevirilmiş mangaları bulup okumak. Tabi İngilizceniz yeterli değilse ana konuşmaları anlasanız bile geride kalanlar, ara metinler yüzünden aradığınız tadı alamayabilirsiniz.
Popüler serilerin kötü bir yanı bir türlü bitmek bilmemeleridir. Yayıncılar ve manga sanatçılarına paranın tatlı gelmesi, bırakırlarsa sürdürebilecekleri başka projelerinin olmaması ve hayran kitle baskıları yüzünden seriler uzadıkça uzar. Araya bolca filler (hikayeye ciddi etkisi olmayan doldurmak için konulmuş sahneler) eklenir, sürekli yeni karakter çıkartılır, takip etmek zorlaşır ve bir süre sonra sıkmaya başlar. Yeni bir okur seriye başlamakta çekinir çünkü serinin ucu gözükmeyen bir dağ gibi uzaması onu korkutur.
7- Farklılık
Mangayı manga yapan özellikler türe yabancı olan potansiyel okurlar için rahatsız edici olabiliyor. Siyah beyaz çizilmiş olmaları, sağdan sola doğru okunulması, sürekli Japonya'dan bahsedilmesi ve çok sevimli gözükmesi (bu genelleme yanlış olsa da) manga hayranlarını tatmin eder ama dışarıda kalan pek çok insanı kendinden uzaklaştıracaktır.
Anime izlemek manga okumaktan daha kolaydır. Ekranın karşısına kurulur ve izlersiniz. Mangalarda ise durum böyle değil. Kitapsa sayfa çevirmek, internette ise sayfa yüklemek gerekir. Animelere fazlasıyla alıştıysanız manga okurken çalan bir müziğin olmaması ve animasyon görememek sizi biraz sıkabilir. En ciddi fark ise kimi zaman manga ve animelerde hikaye ve kurgunun değişebilmesi ki böyle durumlarda ikisini birden takip etmeniz gerekiyor ki bu da biraz yorucu.
Anime izlemek manga okumaktan daha kolaydır. Ekranın karşısına kurulur ve izlersiniz. Mangalarda ise durum böyle değil. Kitapsa sayfa çevirmek, internette ise sayfa yüklemek gerekir. Animelere fazlasıyla alıştıysanız manga okurken çalan bir müziğin olmaması ve animasyon görememek sizi biraz sıkabilir. En ciddi fark ise kimi zaman manga ve animelerde hikaye ve kurgunun değişebilmesi ki böyle durumlarda ikisini birden takip etmeniz gerekiyor ki bu da biraz yorucu.
9 - Bekletilmek ve Beklemek
Mangalar dergilerde her hafta yayınlanır. Ancak manga sanatçısının tatile gitmesi ya da bunalıma girmesi bu rutini bozuyor. Tite Kubo gibi okurları trollemek için ciddi mazeret göstermeden kasten çizmeyişi gibi nedenlerden ötürü de yeni sayı beklendiği tarihte çıkmıyor. Sorumlu genelde manga sanatçısıdır. Eğer popüler bir seriyi takip etmiyorsanız seri bitmiş olmasına rağmen bir türlü çevrilmez. Hikayede ne olduğunu düşünür ve bekledikçe beklersiniz.
Milyonlarca manga okuru olmasına rağmen mangalar halen daha hak ettikleri ilgiyi görebilmiş değiller. Shueisha gibi büyük firmalar ve Shounen Jump gibi dergiler bile hiçbir zaman Marvel ya da DC Comics kadar yaygın, başarılı olamayacak ve hep bunların gerisinden kalacak.
3 Haziran 2014 Salı
Family Guy
İyisiyle kötüsüyle severdim Family Guy'ı ancak artık eskisi gibi eğlenmiyor ve beğenmiyorum. 12. sezon yeni bitmişken eleştirmek gerek. 10. sezondan beri Family Guy'ın komikliğinde ve yaratıcılığında gözle görülür bir düşüş var. Sanki ellerindeki tüm iyi konuları bitirmişler de kıyıda köşede kalanları kullanıyorlar gibi. Kıyaslamak mantıklı değil ama The Simpsons ve South Park sürekli güncel konuları kullanıyor, bir şeyler çıkartıyorken Family Guy'ın geride kalmasına anlam veremiyorum. Peter'ın salaklıkları da artık sıkmaya başladı. Her seferinde saçma sapan bir şey yapıp sonunda çok pişmanım diyor ve özür diliyor. Brian da her seferinde bir kadına yalan söylüyor ve bu öğrenince kadın da onu terk ediyor. Bunun dışında gereksiz ölüm sahneleri ve şiddetle güldürmek, klişe ırk esprileri de bayatladı artık. Ne yalan söyleyeyim, dizi başladığından beri zerre değişmedi. Geldiği gibi dümdüz gidiyor. Arada bir iki karakter öldü, bir iki kişi geri geldi biraz değişti o kadar.
Bunun sorumlusu kim peki? Kim olacak, Seth MacFarlane. başarı duygusundan egosu tavan yaptığı için ne yaparsa yapsın iyi olduğunu düşünüyor ve lanet olsun bunda yanılıyor. Gidip konuşsanız son sezon oldukça iyiydi deyip pişkin pişkin sırıtabilir. Yiğidi öldürelim, hakkını yemeyelim. Aynı anda hem Peter'ı, hem Brian'ı hem de Stewie'yi başarıyla seslendiriyor. Bu yüzden takdiri hak ediyor. Ama keşke kendini bir toparlasa artık.
Family Guy dışındaki yaptığı diğer dizileri de (Cleveland Show iptal edildi zaten) sevmedim. Filmlerini ise izlemediğim için yorum yapamıyorum. Ama söyleyeceğim tek şey Family Guy dışında elde tutulur yaptığı iyi bir şeyin olmaması.
Etiketler:
dizi,
eleştiri,
family guy,
komedi,
peter griffin,
seth macfarlane,
sıkıcı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















